Lütfen Flash Player'ınızı Update Edin
Anasayfa arrow Haber Ekle
Haber Ekle Yazdır E-posta
 
on 06-03-2008 20:02
Views 1964

Buradan bizlerle paylaşmak istediğiniz haberleri ekleyebilirsiniz.

 

 


Published in : ,
Bu içeriği web siteniz için alıntı yapın Yazdır Arkadaşına Gönder del.icio.us'a kaydet

Users' Comments (82)
Posted by KOLCA, on 07-07-2010 15:48,
1. 5-VAKİT NAMAZ
MİRAÇ KANDİLİ MESAJI  
 
 
Tarih: 07.07.2010  
 
8 Temmuz 2010 Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan gece, mukaddes bir yolculuğun ve manevi bir yükselişin ifadesi olan ve pek çok ilahi lütuf ve ihsanla dolu Miraç Kandilini idrak edeceğiz. 
 
Peygamber Efendimiz (sav)in insanlığı İslâma davet sürecinin en zor yıllarında bir gece Mescid-i Aksâya, oradan da semaya yaptığı pek çok ilahi hikmet, sır ve bereketi içinde barındıran bu yolculuk, Peygamber Efendimiz (sav) için zaman ve mekanın da sahibi Yüce Mevlânın sonsuz kudretini müşahede etme ve onun desteğine mazhar olarak risalet görevinde manevi güç kazanma vesilesi, müslümanlar için ise Allaha ve Hz. Peygambere bağlılığı pekiştiren bir sınav olmuştur. Nitekim İsra suresinin ilk ayetinde bu kutlu yolculuğun ilk aşaması şöyle dile getirilmektedir: Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammedi) bir gece Mescid-i Haramdan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksaya götüren Allahın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. 
 
Yüce Allah tarafından alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Muhammed Mustafa (sav)nın, Cenab-ı Hakkın yüksek huzuruna kabulü anlamına gelen ve varlığın özüne ve anlamına yolculuğu ifade eden İsrâ ve Miraç, Peygamberimizin şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Miracın özünde her türlü kötülükten arınma, insanlığın yararına değerler üretme, fedakârlık, paylaşma, sorumluluk, zamanın önemini kavrama ve ilahî emirlere teslimiyet göstererek tertemiz bir kulluğa ve yüce mertebelere erişme vardır. Dolayısıyla Miraç hadisesi bizlere, insanın, ilahî rızaya ulaştığında idraki zorlayan nice üst derecelere yükselebileceğini, dünyevi ortamdan sıyrılarak mana âleminde yükselmenin, ilahî rahmet ve huzura erişmenin ancak gönül ve ruh temizliğinden, ahlakî erdemlerle bütünleşmekten, her şeyin sahibi olan Yüce Allaha bağlılık ve boyun eğmeden geçeceğini de hatırlatır. 
 
Yine Miraç hadisesinden öğreniyoruz ki, kıyamete kadar bütün Müslümanların bu manevî tecrübe ve yükselişi kendi hayatlarına taşıma imkanı mevcuttur. Zira bizzat Sevgili Peygamberimiz (sav) tarafından müminlerin miracı olarak nitelenen, İslamın temel ibadetlerinden biri olan ve iç dünyamızdaki yükselişi ve arınmayı ifade eden namaz hepimize bu imkanı sağlamaktadır. Çünkü mü'min, namazda Rabbinin huzurunda durarak, sadece O'na kulluk etme ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı bulur. Namazda sadece bedeni ile değil özüyle, gönlüyle, duygu ve düşüncesiyle Allaha yönelen ve Rabbi ile baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayan, daima Onun gözetimi ve desteği altında olduğunu hatırından hiç çıkarmayan mümin, Rabbi ile baş başa kalmanın mutluluğunu yakalayacak ve bu bilinçle hayatına farklı bir anlam yükleyecek, bireysel ve toplumsal ilişkilerinde her zaman Allahın huzurunda ve gözetiminde olduğu inancıyla daha dikkatli, titiz ve sorumlu bir tavır sergileyerek olgun mümin olma yolunda önemli mesafeler katedecektir. Dolayısıyla namaz, dost doğru kılındığında, iç dünyamızdaki manevi yükselişi ve arınmamızı sağlayarak inancımızla yaşantımızı birleştirecek, bilinç düzeyimizi yükseltecek ve böylece bizi kötülüklerden alıkoyacaktır. Nitekim (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allahı sürekli hatırda tutmak ve Onun lütuf ve murakabesi altında olduğumuz bilincini diri tutmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor. (Ankebut, 29/45) ayeti bu hususu açıkça vurgulamaktadır. 
 
Mübarek Ramazan ayına adım adım yaklaştığımız ve mübarek gün ve gecelerin yoğun olarak bulunduğu bu günlerde, Kuranın nüzulünün 1400. yılı olmasını da bir fırsat bilerek Kuranla daha çok buluşma hususunda daha fazla gayret göstermemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Toplumun ve birey olarak kendimizin iç huzura kavuşması, sen ben kavgasının ve her türlü ayrımcılığın ve dışlamanın ortadan kalkması, gönül dünyamızda huzura, insani ilişkilerimizde olgunluğa, toplum hayatında barış ve esenliğe erişebilmek için Kuranı doğru bir şekilde anlamalı, anlatmalı, kendimize rehber edinmeli ve hayatımıza tatbik etmeliyiz. Ahlaki ve manevi sağlığımızı tehdit eden, insani ilişkilerimizi ve sosyal ödevlerimizi zayıflatan onca iç ve dış etkinin altında bunaldığımız günümüzde, Kuran-ı Kerimin İsra hadisesinden ismini alan suresinde yer alan şu ilahi prensipleri hatırlamakta da fayda görüyorum: "Allah'a ortak koşma, yalnız O'na inanıp yalnız O'na ibadet et, ana-babaya iyi davran, akrabaya, yoksula, yolda kalmış kimseye haklarını ver, cimrilik yapma, müsrif ya da savurgan da olma, açlık korkusu ve geçim kaygısı ile çocukları öldürme, zinaya yaklaşma, cana kıyma, yetimin malına el uzatma, verdiğin sözü yerine getir, ölçerken ve tartarken eksiklik ve noksanlık yapma, hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme, kibirlenme ve gururlanma. Bütün bu sayılanlar Yüce Yaratanın katında sevimsiz ve çirkin davranışlardır. (İsra, 17/22-38) Unutmayalım ki, inanç, ahlak ve maneviyat dünyamızın, barış ve huzur içinde birlikte yaşamamızın vazgeçilmez değerlerine işaret eden bu ilahi buyrukları yaşamak ve yaşatmak, bizlere miracın manevi atmosferini günümüzde de hem fert hem de toplu olarak teneffüs etme imkanı sağlayacaktır. 
 
Bunalan ruhlara, manevî hayatın ihmaliyle daralan ve katılaşan kalplere bu gecenin huzur getirmesi dileğiyle aziz milletimizin ve bütün Müslüman kardeşlerimizin Miraç Kandilini tebrik ediyor, bu mübarek gecede Yüce Mevlaya açılan ellerin ve yapılan duaların, bütün İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayetine vesile olmasını, başta yakın çevremiz ile İsrâ ve Miraç mucizesinin cereyan ettiği kutsal topraklar olmak üzere bütün dünyada hak ihlallerinin sona ermesini, acı ve göz yaşının, şiddet ve umutsuzluğun yerini kalıcı bir huzur ve barışın almasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by mirac, on 06-07-2010 16:11,
2. 8/07/2010
Mirac gecesi yaşananlar ve emirler 
 
Bu gecede Hz. Muhammed (s.a.s), Mekke'den Kudüs'e oradan semalara yükseltilerek, melekût âlemini seyretmiş ve Cenab-ı Hak ile aracısız mükâlemede bulunmuştur.  
 
------------------------------ ------------------------------ -------------------- 
29 Temmuz 2008 11:19  
------------------------------ ------------------------------ -------------------- 
 
 
Recep ayının 27'nci gecesine rastlayan geceye "Mirac gecesi" denir. Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 M. yılı başlarında vuku bulmuştur. Bu gecede Hz. Muhammed (s.a.s), Mekke'den Kudüs'e oradan semalara yükseltilerek, melekût âlemini seyretmiş ve Cenab-ı Hak ile aracısız mükâlemede bulunmuştur. 
 
Kur'an-ı Kerim'de mirac olayına şu şekilde kısaca yer verilir: "Kulu (Muhammed'i) gecenin az bir bölümünde kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. İşiten ve gören O'dur" (el-İsrâ, 17/1). 
 
Hz. Muhammed'in, gecenin az bir bölümünde Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya kadar olan yolculuğuna "İsrâ", Mescid-i Aksâ'dan göklere yükselip, madde âlemini aşmasına da "mirac" denir. İsrâ; gece yolculuğu yapmak, demektir. 
 
Mirac gecesinin önemi, o gecede Cenab-ı Hak'tan getirilen emir, yasak ve haberlerin öneminden gelmektedir. Mirac gecesi getirilen esasları birkaç maddede toplayabiliriz: 
 
1) İslâm'ı saran tehlike çemberinin, etkisini kaybettiği haber veriliyor. 
 
2) Daha önceki dinlerin yürürlükten kaldırıldığı ilân ediliyor. 
 
3) Hz. Muhammed'in ilâhi gücün tecelli ettiği Sidretü'l-Müntehâ'ya yükselmesi, beşer ilminin sürekli ilerleyeceğine delâlet ediyor. 
 
4) İnsanla Rabbı arasında en önemli iletişim aracı olan beş vakit namaz bu gecede farz kılınmıştır. 
 
5) el-Bakara Suresinin son iki âyeti İslâm ümmetine hediye olarak gelmiştir. "Amenerrasûlü" diye başlayan bu âyetlerde önemli akide konuları yanında, son âyette özlü duâ örnekleri verilmektedir. 
 
6) Allah'a ortak koşmayan mü'minlerin bağışlanacağı müjdesi veriliyor. 
 
İşte bu kadar önemli hükümlerin bir arada bildirildiği Mirac gecesi, önemini bunlardan almaktadır. Mirac gecesinde on iki rek'at nâfile namaz kılınması müstahsen görülmüştür. Bu namazın her rekatında Fâtiha ile başka bir sûre okuyarak, iki rekatta bir selâm vermeli, sonra yüz defa "Sübhânellahi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illâllahü vallahû ekber" demeli, daha sonra yüz defa istiğfar ederek, yüz defa da salâtü selâm okumalıdır. Gündüzün de oruçlu bulunulmalıdır. Böyle bir gecede yapılacak duanın Cenab-ı Hak tarafından geri çevrilmeyeceği umulur. 
 
Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır. 
 
Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı. 
 
Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların Cennet'e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü. 
 
Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Sıddîk" lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğ
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 19-04-2010 12:49,
3. KAVAK MANTARI DEYİP GEÇMEYİN
Kavak mantarı geçim kaynağı oldu  
Yazı Boyutu  
 
Kastamonu'nun Tosya ilçesinde evlerde ve atölyelerde yetiştirilen kavak mantarı ilçe halkının geçim kaynağı oldu. 
 
Pazar problemi olmayan kavak mantarı 5 ila 10 TL den alıcı buluyor. Özellikle Karadeniz bölgesi iklimine uyum sağlamada güçlük yaşanmayan mantarın üretimi için ise tek gerekli olan nem. Basit çözümlerle evlerin balkonlarında bile üretilebilen mantarı ise şu anda Tosya ilçesinde yaklaşık 20 kişi deneme amaçlı olarak üretiyor. 
 
İşyerinde yetiştirdiği mantarları görmek için çok sayıda kişinin geldiğini ifade eden Tosun, "Ben ilk olarak kişisel merakımdan bu işe başladım. Bir süre sonra mantarların büyüdüğünü görünce heyecanlandım.Şimdi yaklaşık 50 kütüğe mantar ektim.Yetiştirdiğim mantarların bir kısmını yedim bir kısmını da meraklılarına ikram ettim. Şimdilik hobi olarak sürdürdüğüm bu işi ileride ticari olarak ta yapmayı düşünüyorum. Bu konu ile ilgilenenlere her konu da yardımcı olurum'' dedi. 
 
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 19-04-2010 03:30,
4. KÜL BULUTLARI
Avrupa'daki Volkanik Patlama sonrası oluşan toz ve kültü bulutları İlimiz geneline ulaştı.  
 
 
 
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün gece için yaptığı uyarı şöyle;  
 
Alınan son uydu görüntülerine (18.00 TSİ) göre; toz ve kül bulutu halen Romanya, Bulgaristan, Yunanistanın kuzeyi, Batı Karadeniz kıyılarının açıkları, İtalya, İspanya, İngilterenin kuzeyi ve kuzey Avrupa üzerinde etkili olmaktadır.  
 
Ülkemizin kuzey kesimlerinde bu akşam ve gece saatlerinde Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz Kıyıları (Samsun, Zonguldak, Sinop, Ordu, Kastamonu, Amasya, Tokat, Bartın) ile İstanbulun kuzey çevrelerinde hafifte olsa etkisini göstereceği tahmin ediliyor.  
 
Toz ve kül bulutu yer seviyesinden özellikle 6000 ila 10.000 metre üzerinde yayılım göstermekte olup, belirtilen bölgelerde uçuş faaliyetleri açısından tedbirli olunması gerekmektedir. Bu kütlenin yer seviyesinde önemli bir etkisinin olmayacağı düşünülerek, halkımızın gereksiz paniğe kapılmamaları tavsiye edilmektedir.  
 
Uydu görüntüleri takip edilerek, atmosferik sirkülasyon ve önümüzdeki periyotlarda üst seviye rüzgarlarının yön ve şiddetindeki değişiklikler dikkate alınarak yeni değerlendirmeler yapılacaktır
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 17-04-2010 05:23,
5. BOYACI
Cide Kayardı köyünde ev sahibinin evini boyattırmak için anlaştığı iki kişi hırsızlık yaptı.  
 
 
Edinilen bilgilere göre H.A. isimli ev sahibi evini boyattırmak için H.U ve S.T. ile anlaştı. Ev sahibinin evde olmadığı sırada 2 adet altın küpe, 1 adet yarım Cumhuriyet altını, 2 adet çeyrek altın, 1 adet künye ve 20 gram altın gerdanlığı çaldılar. 
Ev sahibinin ihbarı üzerine çaldıkları değerli eşyalar ile yakalanan şahıslar çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakıldılar.
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 17-04-2010 05:19,
6. KARA YOLLARI
2010 yılı bölünmüş yol çalışmalarının başlaması nedeniyle Doğu Çevre yolunda tören düzenlendi.  
 
 
Vali Mustafa Kara, Karayolları Bölge Müdürü Murat Boydaş, İl Genel Meclisi Başkanı Erdal Başesgioğlu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Zafer Karahasan ile kurum ve kuruluş müdürülerinin katıldığı törende ilk konuşmayı Karayolları Bölge Müdürü Murat Boydaş 
yaptı.  
Boydaş konuşmasında Kastamonu'nun toplam 1306 km. yol ağının bulunduğunu belirterek İlimizde 2002 yılı sonuna kadar 47 km.,2003-2009 yılları arasında ise 109 km. yol yapıldığını söyledi. 
Boydaş şunları söyledi; "Kastamonu Doğu Çevre yolu yapılan çalışmalar içersinde en önemli projelerimizden birisidir.Proje güzergahı Ankara yolundan başlayarak Kastamonu doğusundan Tosya yoluna bağlandıktan sonra Taşköprü yoluna birleşerek 12 kilometrede son bulmaktadır. 2010 yılında bu yolun 10.km'den Tosya yoluna bağlanması hedeflenmektedir. Mevcut yollarımızın da geometrik ve fiziki standartlarının yükseltilmesi şehir geçişlerinin tamamlanması ve özellikle sıcak karışım asfalt çalışmalarına ağırlık verilmesini hedeflemekteyiz" 
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Zafer Karahasan'da yaptığı konuşmasında Özel idare olarak yapılan yol çalışmaları hakkında bilgiler verdi.  
Törende son konuşmayı ise Vali Mustafa Kara yaptı. Kara konuşmasında şunları söyledi; "Bölünmüş yollar ile ilgili çok önemli işler yaptık. Bu yol çalışmalarımızda emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Kastamonu'nun yıllardır özlem duyduğu bölünmüş yolları  
bitirme noktasına getirdik. Toplam 300 km. ile bölünmüş yolları tamamlayacağız. Ülkemiz için önemli projelerden biri olan bölünmüş yol çalışmaları ile ilgili olarak şunu söyleyebilirim. İller gelişirse duble yollar yapılır.2011 yılı sonu itibari ile bölünmüş yollarımızın tamamı bitirilecektir" 
Konuşmalar sonrası ise kesilen kurban ile bölünmüş yol çalışmalarına start verildi.
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 13-04-2010 14:04,
7. 25 NİSAN KADIKÖY MİTİNGİNE ÇAĞRI
ÇERNOBİL'İN 24. YILINDA 
 
Yaşamı yok edecek enerjilere izin vermemek için 
 
25 Nisan'da Kadıköy'de buluşuyoruz... 
 
 
 
ÇERNOBİL felaketinin, başta Karadeniz kıyıları olmak üzere Türkiye'yi radyasyon yağmuruyla kirletmesinin üzerinden 24 yıl geçti. Zamanın yöneticileri hiçbir önlem almadığı gibi radyasyonlu çayları insanlara içirdiler, radyasyonlu fındıkları halkımıza dağıttılar. Bugün, Karadeniz'in her evinde, insanlar yakınlarını kanserden kaybediyorlar. Yetmezmiş gibi şimdi de nükleer santral belası için seçtikleri yerlerden biri Çernobil kurbanı Karadeniz'in Sinop kenti. Hükümetin nükleere karşı 40 yıldır direnen Mersin Akkuyu için planladığı dört nükleer reaktör projesi de sürüyor. Bugün Türkiye'yi nükleer karanlığa mahkum etmek isteyenlere karşı sesimizi her zamankinden daha yüksek çıkartmak zorundayız. Akkuyu'da, Sinop'ta, dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz. 
 
Akkuyu ve Sinop Çernobil olmasın demek için Kadıköy meydanındayız. 
 
 
Karadeniz'in el değmemiş vadileri, Ege ve Akdeniz'in dere ve çayları, Türkiye'nin her yerindeki akarsular, doğayı yok etme pahasına kâr peşinde koşanların saldırısı altında. Sadece Doğu Karadenizde 750'ye varan HES projesiyle, enerji bahanesiyle sularımızın kullanım hakkı şirketlere devrediliyor, sular tünellere hapsediliyor, yatağında akan su bırakılmıyor, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun HESlerin, maden ve taş ocaklarının, yayla yollarının çok yönlü saldırısı altında: Dünyanın en nadide yağmur ormanları, doğal eski ormanları, akarsu vadileri tarümar ediliyor, üstelik bir de enerji nakil hatlarının yayacağı radyasyonla adeta her vadi bir Çernobile dönüştürülüyor. 
 
Çoruhtan Senoz Vadisine, Yuvarlakçaydan Fındıklı'ya, Görele'den Alakır'a , Loç Vadisi'ne kadar Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de derelerinin kurutulmasına, vadilerin yok edilmesine, HES inşaatları için ağaçların kesilip ormanların tahrip edilmesine karşı yöre insanları direniyor. 
 
Doğayı yok eden HES'lere karşı hareketlerimizi büyütmek için 25 Nisan'da Kadıköy deyiz. 
 
Barajlar sadece akarsuları ortadan kaldırıp vadileri yok etmekle kalmıyor, insanları yerinden yurdundan ediyor ve tarihi mirası sulara gömüp ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda milli park olan MUNZUR vadisini yok edecek sekiz baraj projesi Dersim halkının yıllardır süren mücadelesine rağmen devam ediyor. Yüzyılların mirası Küre Dağları Milli Parkı içinde akan Devrekani Çayı üzerine altı adet baraj projesi monte edilmeye çalışılıyor ve dünyanın ikinci büyük kanyonu olan Valla Kanyonu da HES'lerle tehdit ediliyor. ALLİANOİ'yi kurtarmak için yapılan girişimler dikkate alınmıyor ve Bergama'da yapılan Yortanlı barajı Allianoi antik kentini sular altında bırakmak için gün sayıyor. Tarihin en önemli tanıklarından HASANKEYF antik kentini sonsuza kadar baraj sularına gömecek olan Ilısu barajı bütün dünyaya mal olan dirençli mücadelelere rağmen sürdürülüyor. 
 
Munzur ve Devrekani özgür aksın, Hasankeyf ve Allianoi yaşasın demek için 25 Nisan'da Kadıköy deyiz. 
 
 
 
Termik santraller sadece iklim değişikliğini geri dönüşsüz noktaya yaklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bacasından çıkan zehirli dumanlarla çevresinde yaşayan insanlarda ciddi hastalıklara yol açıyor, ormanları ve tarım alanlarını tahrip ediyor. Buna rağmen hükümet 50'yi aşkın yeni kömürlü termik santral projesiyle Gerze'den Bartın, Erzin, Yalova, Çanakkale'ye kadar Türkiye'nin her yerinde hem halkın sağlığını, hem doğayı, hem de yeryüzünün geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor. Doğaya ve yaşama sahip çıkmak için kömüre hayır diyoruz. 
 
Termik santrallere karşı çıkmak, iklim değişikliğini durdurmak için 25 Nisanda Kadıköy'deyiz. 
 
 
 
Yaşama kasteden projeler enerji yatırımlarıyla da sınırlı değil. Bergama, Eşme, Havran, Ulukışla gibi yerlerde altın madenleri, İstanbul'da üçüncü köprü, yeni otoyollar, taşocakları, çimento fabrikaları, golf sahaları gibi ormanlara, sulak alanlara, tarım alanlarına ve insan yerleşimlerine zarar veren, kentsel dönüşüm adı altında insanları yaşadıkları yerden koparan bütün yanlış projelere karşı Türkiye'nin her yerinde protestolar ve kampanyalar yükseliyor.  
 
Hepimiz 25 Nisanda Sinopta, Mersinde ve Kadıköyde meydanlarda buluşuyoruz. 
 
 
 
Tüm doğayı ve yaşamı savunanları 25 Nisan'da Kadıköy meydanına davet ediyoruz. 
 
 
*** EGEÇEP - Allianoi Girişimi 
*** Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi 
*** Karadeniz İsyandadır Platformu 
*** Cide - Loç Vadisi Koruma Platformu 
*** Munzur Koruma Kurulu ( DEDEF )
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 17-03-2010 03:39,
8. TALİH KUŞU
19 Mart Milli Piyango biletinde Kastamonu tanıtılacak 
 
Başkentte bu yıl 6.sı düzenlenen Kastamonu Günleri programı nedeniyle Milli piyango idaresince 19 Mart 2010 tarihinde çekilecek olan Milli Piyango biletlerinde Kastamonu tanıtılacak.  
Taşköprülü hemşehrimiz olan Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü Recep Biçer, Kastamonuyu her zaman desteklediklerini, bu yıl Ankarada yapılan etkinliğe de katkı sağlamak için 19 Mart biletlerinde Kastamonuyu tanıtacaklarını söyledi. 
 
Resim ve Heykel Müzesinde Kastamonu Günleri için düzenlenen etkinliğe gelen Genel Müdür Biçere Kastamonu Günleri anısına Kas-Der-Fed Başkanı Hasan Şen çiçek takdim etti. 
 
Kastamonu Ajans 
 
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 16-03-2010 03:45,
9. yangınn
Felçli Yaşlı Adamı Yanmaktan Eşi Kurtardı 
 
İnebolu ilçesine bağlı Şamalı köyünde, felçli kişi, karısının yardımıyla yanmaktan kurtuldu.  
Alınan bilgiye göre, Hayri İsimbay (82) ve Fikriye İsimbay`ın (78) oturduğu 2 katlı ahşap evde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. 
 
 
 
Felçli olduğu için yatağından çıkamayan Hayri İsimbay, yangından eşinin yardımıyla kurtuldu. Fikriye İsimbay, 15 ay önce felç geçirerek yatağa mahkum olan yaşlı eşini belinden çekerek dışarı çıkardı. 
 
Köylüler ve itfaiye ekipleri tarafından söndürülen yangında ev kullanılamaz hale geldi. 
 
Karnında ve elinde yanıklar oluşan Hayri İsimbay, İnebolu Devlet Hastanesine kaldırıldı. 
 
Fikriye İsimbay, eşiyle kaldığı hastane odasında gözyaşlarına hakim olamadı. 
 
Eşinin kendisini ölmekten kurtardığını söyleyen Hayri İsimbay, ``Alevler odanın içine kadar gelmişti. Bu sırada eşim diğer odadaydı. Yürüyemediğim için eşim beni belimden tutup yerde sürükleyerek dışarı çıkardı. Yangında her şeyimizi kaybettik. Başımızı sokacak yerimiz yok. İnşallah bizi hemen hastaneden çıkarmazlar`` diye konuştu. 
 
aa
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 15-03-2010 14:12,
10. İÇLERİNDE BİZDE VARIZ
Dersimliler barajlara karşı yürüdü  
 
 
(15.03.10) - Dersim Dernekleri Federasyonu'nun (DEDEF) çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce Dersimli 14 Mart Uluslararası Nehirler Su ve Yaşam İçin Barajlara Karşı Eylem Günü'nde AKP İstanbul İl Binası'na yürüyüş gerçekleştirdi.  
Baraj projelerinin durdurulması talebiyle eylem yapan Dersimliler Barajları durdurun! Sürgünleri açıklayın! Dersim Dernekleri Federasyonu adına Munzur Koruma Kurulu ana pankartı arkasında yürüdü.  
Birçok yöre derneğinin kendi pankartlarıyla yer aldığı eylemde Kastamonu Cide'liler de Cide'de yapılaması planlanan HES'leri protesto ettiler. Kastamonulular, Cide HESİ istemiyor", "Loç Vadisi damarda kan, Loç'ta su boşa akmaz pankartlarını açtılar. Ayrıca Karadeniz isyandır pankartıyla Karadenizliler de bölgelerinde yapılması planlanan HES'lere karşı tepki gösterdiler. Son Irmak Sanat Atölyesi ise Dünyanın Bütün Nehirleri Bizim pankartı ile alanda yer aldı.  
Eylemde Biz Dersim'den, Karadeniz'den, Yuvarlakçay'dan geliyoruz. Topraklarımızda baraj, HES ve siyanürle altın aranmasını istemiyoruz. Sesimizi duymazlıktan gelmeye devam ederseniz TEKEL işçilerinin Ankara'da yapmış oldukları direnişi biz de yaparız. Munzur'u kapitalistlerin sömürmesine izin vermeyeceğiz. sözlerinin ardından 1 dakikalık sessiz oturma eylemi ve 1 dakikalık alkış eylemi yapıldı.  
Dersim Dernekleri Federasyonu adına Munzuru Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen'in yaptığı açıklamanın ardından DEDEF Başkanı Özkan Tacar, Kastamonu Cide'liler, sanatçı Ferhat Tunç, ABF ve BDP adına birer konuşma yapıldı. Dersim Dört Dağ İçinde türküsünün de söylendiği eylem çekilen halaylar ve horonlarla sona erdi.  
Eylemde Dersim'de baraj istemiyoruz dövizlerinin yanı sıra Munzur halkının gücü emperyalizmin kabusu olacak, Karadeniz HESleri yıpratur, Çevreyi hor gören geleceği hor görür, Cide HES kolumu kes suyumu kesme, Karadeniz isyandır dövizleri de taşındı.  
 
Dersimli Kızıl Bayrak okurları 
:) :)
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 15-03-2010 14:09,
11. BARAJ
Home Hot topic Direnişin Olduğu Heryerdeyiz...  
 
Direnişin Olduğu Heryerdeyiz...  
 
 
Karadenizde ve Türkiyenin pekçok doğal dokusunda tahribatlar devam ederken, tepkisini bir ağızdan dile getirmek isteyen ekolojik ve kültürel yıkımlara karşı mücadele eden gruplar bu hafta sonu çeşitli etkinliklerle tek yürek oldu. Karadeniz İsyandadır platformu olarak bu hafta sonu gerçekleştirilen üç farklı etkinlikte yıkımlara karşı çıkan seslerin içerisinde isyanın her noktasında var olacağımızı birkez daha gösterdik.  
13 Cumartesi günü Artvin Derelerin Kardeşliği platformu tarafında Taksimde gerçekleştirilen basın açıklamasına katılım sağladık. Yapılan basın açıklamasında "Mahkemeler HES projelerinde yürütmeyi durdurma kararları vermesine rağmen, yeni projeler peşinde koşulmasını kabullenemiyoruz. Tarımdaki desteklerin azaltılması ve yatırım yapılmaması nedeniyle, köylerimiz sürekli boşalıyor. Dünyanın sayılı ekolojik zenginliklerine sahip bölgemizde, doğa tehlike altındadır. Küresel ısınma nedeniyle gittikçe azalan sularımızın özel kurum veya kişilere devri, yeni sorunlar yaratacaktır. O topraklarda büyük bir uyumla devam eden doğal, tarihsel, kültürel değerlerin sonlanması olan hidro-elektrik santralları yaptırmayacağız" diyerek bütün karadenizin ortak görüşleri dile getiren Artvin Derelerin Kardeşliği platformunun haykırışı hepimizin haykırışıdır.  
Aynı gün Yuvarlakçayda büyük bir özveri ile devam eden direnişin 100. günü vesilesi ile Doğa derneğinde yapılan etkinliğe de katılım sağlayan platformumuz Yuvarlakçaydan gelen temsilcilerle biraraya geldi. Platformumuz 150. Günde Yuvarlakçayda olmayı hedefliyor.  
 
14 Mart Pazar günü Tunceli dernekler federasyonu adına Munzuru koruma platformunun AKP il binası önünde düzenlemiş olduğu Dünya Akarsular Eylem Gününe katılım sağladık. Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen doğanın ve insanlığın yaşam kaynağı olan suyu metalaştırmak, piyasalaştırmak isteyen şirketler ile AKP hükümetinin, temiz su kaynaklarına el koymaya çalıştığını ifade ederek Munzur, Hasankeyf, Karadeniz dereleri ve birçok temiz su kaynağının üzerine baraj ve HES yapımını çabuklaştırıp, bu süreci hızlandırdığını dile getirdi. Yapılan etkinliğe getirdiğimiz tulumun eşliğinde munzurlulara tuluma durmayı öğrettik hepbir ağızdan Karadeniz türküleri ve Dersim dört dağ içinde türküsünü söyliyerek Karadeniz uşağu Munzur' unu sattırmaz, Baraj yapacaklarmış-Yarmişim!, Kurtuluş yok tekbaşına-ya hep beraber ha hiçbirimiz sloganları ile Munzur ve Karadeniz'in tek ses olduğunu bir kez daha gösterdik.  
İnacımız ve cabamız birlik olmaktır. Karadenizden Akdenize Munzurdan Hasankeyfe, Sinoptan Allianoie Loc yöresine Türkiyenin hangi noktasında olursa olsun yaratılan her türlü kültürel ve ekolojik yıkımın karşında olarak bu işin özneleri ile birlikte yüklemi olmaya seslerimizi birleştirmeye geldik.  
 
 
2009'un Çevre ve Ekoloji Gündemine Bakış  
Karadenizin çığlığına kulak verin  
İkizdere Vadisi Hakkında Ekolojik Bazlı Değerlendirme Raporu  
Karadenizli gençlerden horonlu eylem  
Türkiye Su Meclisi Genel Kurul Çağrısı
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 10-03-2010 12:40,
12. PEKMEZ
Taşköprü`de 35 Ortaklı Tesis Üretime Başladı 
 
Taşköprü ilçesinde 35 ortaklı bir firma tarafından kurulan pancar pekmezi tesisi, tam kapasite olarak üretime başladı.  
Tadal Gıda AŞ Genel Müdürü Hüsamettin Gökçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Taşköprü Kalkınma Platformu çalışmaları çerçevesinde 35 ortakla yola çıktıklarını, 3 ay gibi kısa bir sürede ise tesisleri hizmete açtıklarını söyledi.  
Gökçe, yaklaşık 2 bin 500 metre kare kapalı alan üzerine kurulan tesisin, deneme üretiminin ardından normal üretime geçtiğini belirterek, ``Pekmar`` markası ile ürettikleri pancar pekmezinin satışa sunulduğunu bildirdi.  
Sloganlarının ``Her mevsim pekmez`` olduğunu belirten Gökçe, ``İçerisindeki vitaminler ve mineraller ile sağladığı enerji gücü sayesinde, pekmezin sürekli tüketilen bir besin maddesi olmasını hedefliyoruz`` dedi.  
Yörede pancar pekmezinin uzun yıllardır geleneksel koşullarda ve açık kazanlarda kaynatılarak yapıldığını anımsatan Gökçe, şunları kaydetti:  
``Bu geleneksel tadı, şimdi tüm Türkiye`ye taşıyoruz. Fabrikamız Türkiye`de bir ilk. Tam otomatik koşullarda üretim yapan tek pancar pekmezi tesisiyiz. Tamamen kapalı sistemde, hijyenik koşullarda el değmeden ve hiçbir katkı maddesi bulunmadan doğal şekilde üretim yapıyoruz. Fabrikamızın günlük üretim kapasitesi ise 10 ton.``  
 
aa / taşköprü haber
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 09-03-2010 04:01,
13. MEMLEKET CANLI YAYINDA
Kastamonu Yarın TV 8`de 
 
9 Mart 2010 salı günü TV-8 `de Nükhet Duru`nun sunduğu akşama Doğru programında canlı yayındayız.  
Ölüdeniz`de yaşayan ingiliz ekibimiz türkülerimizi söyleyecekler. Ölüdeniz Belediyesi Sanatevi THM Korosu Fethiye`yi temil edecek. 
 
 
Hele dadaş hoş musan, dolu musan boş musan ve Makaram sarı bağlar türkülerini bir de ingilizlerden dinlemenizi öneriyorum. Bu sempatik ekibi çok seveceksiniz. 
 
Kastamonu`da yapılacak programda ise Kastamonu türküleri olan TİRİDİNE BANDIM ve ILGAZ ANADOLUNUN SEN YÜCE BİR DAĞISIN gibi türküler de yer alacak. 
 
Ekibimiz Pazartesi- Salı ve Çarşamba günü İstanbulda Sirkeci`de Orka Royal Otelde ağırlanacak. 3 gün boyunca İstanbul`u gezecek ve Çarşamba akşamı geri dönecek. 
 
2010 yılının ilk etkinliği olan bu programdan sonra ekibimiz Kastamonu`ya gidecek. ILGAZ`da Mountain Rtsort Otel`de 3 gün kalacak olan ekibimiz çeşitli TV kanalları için program yapacak. 25 Mart 2010 Perşembe günü ise Kastamonu Merkeze geçerek Kurşunlu Han`da gösteri yapacak ve geceyi aynı yerde geçirecek. 
 
Turizm mevsiminin yaklaşmakta olduğu bu günlerde ülkemizin turizm merkezlerini tüm dünyaya tanıtmak için gönüllü çalışan ekibimizi izlemenizi diliyorum. Gerçekten çok sempatikler ve kendi aksanlarıyla türkülerimizi çok hoş yorumluyorlar. 
 
3 gün boyunca İstanbul`u gecek olan ekibimiz, MB yazarlarından moda tasarımcısı Bülent Göncü ve Yeşim Koç`u da ziyaret edecek.. 
 
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 24-02-2010 13:34,
14. MEVLİT KANDİLİ NİZ MÜBAREK OLSUN
Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirmesinin yıldönümü olan Mevlid kandilinin bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini, Onu ve insanlığa getirdiği en büyük hediye olan Kuranı yakından tanımamıza ve çağrısı etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevlâdan niyaz eder, vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve bütün İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Posted by KOLCA, on 22-02-2010 14:05,
15. VEFAT
Elmas KAR'a ALLAH'tan rahmet ailesine yakınlarına bol ecir, sabır ve metanetler dilerim. 
Yarabi Bizlere dünyada da,ahirette de iyiylik ve güzellik ihsan eyle
 
» Bu Yazıyı Yöneticiye Raporla

Diğer Haberler...

Sende Yazsana